cicek1- Seher vaktinde istiğfar etmek için oturmak:

"Seher vaktinde Allah'tan bağış dileyenler." (Al-i İmran, 17)

2- Tefekkür için yalnız kalmak:

"Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler." (Al-i İmran, 191)

3- Salih insanlarla beraber olmak:

"Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan sebat et." (Kehf, 28)

4- Zikir:

"Allah'ı çokça zikredin." (Ahzab, 41)

5- Huşu içinde kılınacak iki rekat namaz:

"Onlar ki namazlarında huşu içindedirler." (Mu'minun, 2)

6- Kur'an okumak ve ayetler üzerinde düşünmek:

"Hala Kur'an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi?.." (Nisa, 82)

7- Aşırı sıcak günlerde oruç tutmak:

"Yemesini, içmesini ve şehevi arzularını Benim için terk ediyor." (Kudsi Hadis)

8- Gizlice sadaka vermek:

"Sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek şekilde." (Hadis-i Şerif)

9- Bir Müslümanın sıkıntısını gidermek:

"Kim bir Müslümanın dünyevi sıkıntılarından bir sıkıntısını giderirse, Allah da onun uhrevi bir sıkıntısını giderir." (Hadis-i Şerif)

10- Fani dünyaya önem vermemek:

"Ahiret daha hayırlı ve daha kalıcıdır." (A'la, 17)

 

Salı, 29 Ocak 2019 09:56

Namaz... Namaz...

"Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin." (Bakara,153)

Ansızın bir korkuyla karşılaştığında, hüzün seni sardığında, keder yakana yapıştığında hemen namaza kalk ki kendine gelesin ve gönlün rahatlasın. Muhakkak ki namaz, Allah'ın izniyle üzüntü ve keder kalelerini yıkmaya, gerginlik kıvılcımlarını söndürmeye kefildir. Peygamber sallalahu aleyhi ve sellem, ciddi bir durumla karşılaştığı zaman şöyle buyururdu.

"Ey Bilal! Bizi namazla rahatlat."

Namaz; onun gözünün nuru, huzuru ve mutluluğuydu. Müstesna kişilerin hayat hikayelerini de incelediğimizde onlar da başları derde girdiğinde ve problemlerle yüz yüze geldiklerinde örneğimiz peygamberimiz (s.a.v.) gibi namaza sığınmışlar. Böylece tekrar eski güçlerine, irade ve kararlılıklarına kavuşmuşlardır.

Korku ve endişe anında, korku namazı kılmak farz kılındı. Bu namaz, kellelerin uçuştuğu, kılıçların üzerinden kanların sel gibi aktığı zaman kılınır. Demek ki en büyük manevi takviye ve en rahatlatıcı şey, huşu içinde kılınan namazdır.

Özelllikle psikolojik sorunlarla boğuşan neslimizin, camilerle tanışması, öncelikle Rablerinin rızasını kazanmak ve kronik işkenceden kurtulmak için alınlarını secdeye sürmesi gerekir. Aksi takdirde göz yaşları göz kapaklarını kavuracak ve üzüntüden sinirleri bozulacaktır. Namazdan başka emniye ve huzur içinde kendilerin takviye edebilecekleri bir güç ellerinde yoktur.

Eğer düşünürsek, her gün ve her gece kıldığımız şu beş vakit namaz, bizim için en büyük nimetlerden biridir. Bunlar günahlarımız için kefarettir ve Rabbimiz katındaki derecemizin yükselmesine vesiledir. Sonra, bunlar acılarımızın ilacı, dertlerimizin devasıdır. Kalplerimize devamlı artan yakini, yani kuvvetli imanı yerleştirir;gönüllerimize rızayı, memnuniyeti ve hoşnutluğu doldururlar. Cami ve mescitlerden uzaklaşıp namazı terk edenler ise dert üstüne dert, sıkıntı üstüne sıkıntı, bedbahtlık üstüne bedbahtlıkla karşı karşıya gelirler.

"Onların hakkı yıkımdır. Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır" (Muhammed, 8)

Pazartesi, 28 Ocak 2019 17:59

Geleceği, Gelinceye Kadar Bırakıver

oluruna brak"Allah'ın emri gelmiştir. Artık onu istemekte acele etmeynin" (Mahl, 1)Olaylarla yarışa girmeyin. Bebeğin zamansız doğmasnı ister misin? Meyveyi olgunlaşmadan koparır mısın? Yarın denen şey, gerçekte olmayan bir şeydir. Onun henüz bir varlığı yoktur, tadı yoktur, rengi yoktur. Niçin kendimizi onunla meşgul ediyoruz? Niçin onun muhtemel musibetlerinden kaygı duyuyor, olaylarına önem veriyor ve felaket beklentisi içinde yaşıyoruz? Onunla aramıza bir engel mi girecek ya da onunla karşılaşacağız da sevinecek ve öldül mü alacağız? Bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey, onun heniz yeryüzüne gelmediği, gayb aleminde olduğudur. Bize düşen, ona ulaşıncaya kadar, köprüden düşmemektir. Kim bilir belki köprüye ulaşamadan duracağız. Belki biz ulaşmadan köprü yıkılacak Belki de köprüye ulaşacak ve sağ salim üzerinden geçip gideceğiz.

Zihnimizde gelecek düşüncesine fazla yer vermek, gayb kitabını açarak can sıkıcı düşüncelerle kafayı meşgul etmek dinimizce de hoş karşılanmamıştır. Çünkü bu, tül-i emeldir. Tül-i emel; (uzun emeller peşinde koşmak) akılca da kınanmıştır. Çünkü bu gölge boksu yapmak demektir. Bu dünyada pek çok kimse; gelecekte açlık, açıklık, hastalık, yoksulluk çekeceği veya felakete uğrayacağı düşüncesi içinde yaşarlar. Bütün bunlar ise şeytan mektebinin müfredatındandır. 

"Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size cimriliği telkin eder. Allah ise size katından bir mağfiret ve bir lütuf vadeder." (Bakara, 268)

Güneşi doğmamış ve ışık yüzü görmemiş bir günü satın almak için kaygıları ödünç alan kimselere şaşılır. Aman ha, tül-i emelden sakınınız.

 

Pazartesi, 28 Ocak 2019 17:58

Rızık Peşinde Koş, Ama Hırslı Olma

her canl rzkyla gelir"Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkı, yalnızca Allah'ın üzerinedir" (En'am, 38) Unutmayın! Toprağın içindeki kurtçukların rızkı bile alemlerin Rabbi tarafından verilir.

"Yedirdiği halde yedirilmeyen Allah'tan başkasını mı dost edineceğim!" (En'am, 14)

Sen kurttan, kuştan ve balıktan daha zekisin. O halde rızık endişesi taşıma.

Öyle insanlar var ki, fakirlik, keder ve sıkıntıya düşmelerinin sebebi ile onlarda bıraktığı etki Allah'tan uzaklaşma olmuştur. Kimisi zenginlik, bol rızık ve afiyet içinde yaşarken ve Mevlasının iyiliğine nail olmuşken bir de görürsün ki Allah'a itaatten uzaklaşmış, namazı hafife almaya başlamış ve büyük günahlara dalmıştır. Rabbi onun beden sağlığını elinden alır, rızkını daraltır, fakirlik, gam ve kederlere müptela kılar. Çile, keder, bela ve musibetler yağmur gibi üzerine gelmeye başlar:

"Kim de Beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak." (Ta-ha, 124)

"Bu da, bir millet kendilerinde bulunanı (güzel ahlak ve meziyetleri) değiştirinceye kadar Allah'ın onlara verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden dlayıdır." (Enfal, 53)

"Başınıza gelen herhangi bir musimet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah çoğunu affeder." (Cin, 16)

 

olumÖlüm herkesin başına gelecektir. Zalim, mazlum, güçlü, zayıf, zengin, fakir herkesin.. İnsanlardan ilk defa ölecek olan sen değilsin. Senden önce nice insanlar öldü, senden sonra da niceleri ölecektir..

İnsan sabah akşam karşılaştığı bu fanilik karşısında gaflet içinde olması, kendisinin nimetlerle birlikte ebedi yaşayacağını zannetmesi, kaçınılmaz sonucu görmezlikten gelmesi ve her canlıyı bekleyen gerçek sonu vurdumduymazlıkla karşılaması gerçekten akıllara ziyan bir husustur.

"Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Çünkü kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir!" (Hac, 1)

"İnsanların hesaba çekilcekleri (gün) yaklaştı. Hal böyleyken onlar, gaflet içinde yüz çevirdiler" (Enbiya , 1)

Allah Teala bir zamanlar nice ümmetleri helak ettiğini, nice halkları yok ettiğini ve nice zalim şehirleri ve halklarını yerle bir ettiğini haber vererek şöyle buyuruyor:

"Sen, onlardan herhangi birinden (bir varlık emaresi) hissediyor veya onlara ait cılız bir ses işitiyor musun?" (Meryem, 98)

Onlardan geriye haber ve söylentilerden başka hiçbir şey kalmamıştır.

 

Pazartesi, 28 Ocak 2019 17:57

Gün, Bugündür

ogun bugunSabah kalktığın zaman akşamı bekleme. Çünkü sadece bugünü yaşayacaksın. İyisiyle kötüsüyle dün geçip gitmiş, yarın ise henüz gelmemiştir. Senin ömrün bir gündür. Sadece güneşi seni gölgelendiren ve gündüzüne kavuştuğun gün, senin günündür.

Bugününü yaşamak için gayret et, sanki sen bugün doğdun ve bugün öleceksin!? O halde, geçmişin düşünce ve üzüntüleriyle geleceğin kaygısı ve korkutucu kabusları arasında hayatın tökezlemesin.

Sen, bütün ihtimamınla, bütün gayretinle ve bütün ciddiyetinle sadece bugüne yoğunlaş. Artık bugün, kılacağın namazı huşu içinde kılmalı; Kur'an'ı düşünerek okumalı, inceleyerek mütalaa etmeli, huzur içinde zikretmeli, işlerinde dengeli olmalı, ahlakını güzelleştirmeli, kısmetine razı olmalı, görünüşüne ve vucuduna ihtimam göstermeli ve başkalarına faydalı olmalısın.

 Yaşadığın günü saatlere böl. Dakikalarını yıllar, saniyelerini aylar gibi gör. Her an yeni bir iyilik fidanı dik, güzel davranış sergile, günahın için istiğfar et/af dile, Rabbini zikret ve yolculuğa hazırlan. Bugünü sevinç/neşe, güven ve huzur içinde yaşa. Sana verilen rızka, eşine, çocuklarına, evine, bilgine ve seviyene razı ol.

"Sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol." (A'raf, 144)

Böyle yaşarsan, bugünkü üzüntüsüz, sıkıntısız, öfkesiz, kinsiz ve hasetsiz olarak yaşamış olursun.

Beyninizin bir köşesine yalnız şu ibareyi yazmalısınız. Bunu büronuzun bir köşesine de asmalısınız: Gün, bugündür. Bugün sıcak ve leziz bir ekmeği yediysen, dünkü kuru ve kalitesiz ekmeğin ya da yarının n eolacağı bilinmeyen ekmeğinin sana ne yararı/zararı var.

Bugün tatlı ve soğuk bir su içmişsen, dünkü tuzlu ve acı sudan dolayı niçin üzülüyorsun veya yarının suyunun acı ve sıcak olabileceği için niçin tasalanıyorsun?

 Kendinize karşı dürüst olursanız çelik gibi iradenizle ve bütün benliğinizle şu düşünceye sarılırsınız: "Sadece bugünü yaşayacağım" İşte o zaman bugünün her anını, kendinizi inşa etmede, yeteneklerinizi geliştirmede ve işlerinizi düzeltmede kullanır ve şöyle dersiniz: Bugün, kullandığım kelimelere dikkat edip hilbir kötü ve çirkin söz söylemeyeceğim, sövmeyeceğim, gıybet etmeyeceğim. Bugün, evimi ve büromu düzelteceğim, artık evimde ve büromda tertip ve düzen olacak. Sdece bugünü yaşayacağım için beden temizliğime, güzel görünmeye, kılık kıyafetime özen göstermeye; yürüyüşümde, konuşmamda ve hareketlerimde dengeli olmaya dikkat edeceğim.

Ve sen ey gayb alemindeki gelecek! Asla seninle ilgili boş hülyalara kapılmayacağım. Kendimi asla kuruntulara kaptırmayacağım. Olmayan bir şeyin dğumu için acele etmeyeceğim. Çünkü yarın, hiçbir şey değildir. Çünkü yarın, henüz yaratılmamıştır. Çünkü yarın, anılmaya değer bir şey değildir.

Gün, bugündür ey insan! Hayatı en güzel şekliyle ve bütün güzellikleriyle birlikte yaşamak isteyenler için, bu söz, mutluluk lügatının en şahane sözüdür.

zikirKalpler , Ancak Allah'ı Anmakla Huzur Bulur.

Doğruluk, Allah'ın sevgilisidir. Açıklık, kalpleri temizler. Tecrübe, güçlü bir kanıttır. Lider, peşinden gidenlere yalan söylemez. Kalpleri, Allah'ı zikretmek kadar ferahlatan ve ondan daha büyük sevabı olan başka bir amel yoktur.

"Beni zikredin ki Ben de sizi zikredeyim."(Bakara, 152)

Allah'ı anmak, O'nun yeryüzündeki cennetinin anahtarıdır. O'nun yeryüzündeki cennetine girmeyen, ahireetteki cennetine de giremez. Zikir; nefsin hastalıklarından, sıkıntılarından ve ızdıraplardından kurtuluşudur. Hatta o, her türlü başarının ve kurtuluşun kolay ve kestirme yoludur. Zikrin faydalarını görmek için Kur'an'ı oku, düşün. Şifaya nail olmak için günler boyunca zikir merhemini dene.

Korku, endişe, üzüntü ve keder bulutları, Allah'ın zikriyle dağılır. Elem ve hüzün dağları, O'nun zikriyle ortadan kalkar. Zikreden kimselerin rahatlığına şaşmamak gerekir. Çünkü aslolan budur. Asıl şaşılması gerekenler, Allah'ın zikrinden gafil olanlardır.

"Onlar diriler değil, ölülerdir. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler." (Nahl, 21)

Ey uykusuzluktan şikayet eden, elem ve kederden ağlayan, olaylardan dolayı acı çeken, bela ve musibetler tarafından savrulan! Haydi, O'nun mukaddes ismini haykır.

"O'nun bir adaşı (benzeri) olduğunu biliyor musunuz? (Asla benzeri yoktur)." (Meryem, 65)

O'nu ne kadar çok zikredersen yüreğin o kadar genişler, kalbin huzur bulur, benliğini mutluluk kaplar ve vicdanın rahatlar. Çünkü yüce Allah'ı zikretmek demek; O'na güvenmek, O'na dayanmak, O'na yönelmek, O'nun hakkında hüsnü zan beslemek ve kurtuluşu O'ndan beklemek demektir. O, dua edildiği zaman çok yakındır. Nida edildiği zaman işitir, istendiği zaman verir. Bu yüzden, O'na yalvar, boyun eğ ve saygı göster. Dilinle daima O'nun mübarek ismini tekrarla, O'nu birle, O'nu öv, O'na dua et, O'ndan iste ve O'na istiğfar et, O'nun kuvvet ve kudreti sayesinde mutluluk ve emniyeti, sevinç ve nuru bulacaksın.

"Allah da onlara dünya nimetini ve (daha da önemlisi) ahiret sevabının güzelliğini verdi." ( Al-i İmran, 148)

Pazartesi, 28 Ocak 2019 17:55

Yer Küreyi Başında Taşıma

dunya sirt tasimaİnsanlardan bir grup vardır ki yataklarında uyurken bile içlerinde adeta bir dünya savaşı cereyan eder. Savaş sona erdiğinde de ganimet olarak eline geçen şey, sadece hastalıktır..

Onlar olaylarla birlikte yanar kavrulurlar. Döviz fiyatlarının yükselmesine öfkelenir, yağmurun gecikmesine kızar, paranın değerinin düşmesine sinirlenirler. Sürekli gerilim içindedirler.

"Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar" (Münafikun, 4)

Sana tavsiyem, dünyayı başında taşıma. Olayları arzın üstüne bırak. Onları bağırsaklarının içine koyma. Bazı insanların sünger gibi beyinleri vardır, her türlü dedikodu, yalan ve iftirayı emerler. Basit şeylerden canları sıkılır. Duydukları haberlerden sarsılır, her şeye üzülürler. Böyle bir beynin, sahibini helak etmesi kesindir.

Doğru ve hak ilkelerin sahipleri, olaylardan aldıkları ibret ve derslerle imanlarını kat kat artırırlar. Mücadele gücünü yitirmiş, zayıf ve bitkin kişiler ise her tökezlemede korkularına korku katarlar. Kasırgalar ve felaketler karşısında cesur bir yürekten daha yararlı hiçbir şey yoktur. Cesur ve atılgan kişi; geniş yüreklidir, sakindir, inancı sağlamdır, sinirlerine hakimdir. Korkak kişi ise, beklentilerin, dedikodu ve söylentilerin, kuruntu ve hayallerin kılıcıyla kendisini her gün defalarca öldürür. Eğer istikrarlı bir hayat yaşamak istiyorsan olayları ceasretle ve metanetle karşıla. İnançsızlar seni hafife almasınlar. Düzenbazların kuracakları tuzaklardan dolay için daralmasın. Olaylardan daha güçlü, bunalım rüzgarlarından daha dirençli ve kasırgaladan dah akuvvetli ol. Yüreksizlere Allah acısın. Olaylar onları sarstıkça sarsar.

"Sen onları, yaşamaya karşı insanların en düşkünü olarak bulursun." (Bakara,96)

Dünyaya meyli olmayanlara gelince, onlara Allah yardım eder ve onlar Allah'ın vaadine güvenirler.

Pazartesi, 28 Ocak 2019 17:54

İsteyeceksen Allah'tan İste

dua gizliceAllah’ın lütfu pek yakındır. O,her şeyi işitir ve dualara icabet eder. O’na ısrarla dua etmeye acil ihtiyacımız vardır. Bıkmadan usanmadan dua etmeliyiz ve “dua ettim , dua ettim , icabet edilmedi.” dememeliyiz. Aksine devamlı dua ederek yalvarıp yakararak: “Ey celal ve ikram sahibi!” diyerek ısrarla istemeliyiz.

 “Rabbimize yalvara yakara ve gizlice dua edin.” (A’râf,55)

Gecenin üçte biri hayatımızın en değerli vakitlerindendir. Geceler duaların kabul edildiği veya kabul edilmeye en yakın olan vakitlerdir. Yüce rabbimiz , bu nefis vakitler hakkında kudsî hadiste şöyle buyuruyor:

“Yok mu isteyen vereyim? Yok mu bağış dileyen ,bağışlayayım. Yok mu dua eden , icabet edeyim?”

Yaşamımız boyunca öyle şeyler yaşarız ki öyle şeyler duyarız ki hayatımızda iz bırakan unutamadığımız öyle olaylar olur ki bunların hepsinde kendimize en yakın Allah’ı buluruz, O’nun huzurunda rahata erer,O’nun yardımını görür ve O’nun lütfuna ereriz.

 Allah’ın lütfu gerçekten çok büyüktür.

         “Başımıza gelen nice musibette Allah’tan yardım isteriz.

          Kurtulunca belalardan hepsini unutur gideriz.

          Ona dua ederiz denizde gemimiz kurtulsun diye,

           Kıyıya dönünce tekrar isyan ederiz.

           Güven ve sükûnetle bineriz uçağa,

           Allah koruduğu için yere düşmeyiz.”

Bu, yüce Yaratıcının lütfu ve yardımından başka bir şey değildir. Allah Resûlünün hadisinde: “İstediğin zaman Allah’tan iste. Bil ki bütün ümmet sana faydalı olmak için birleşse,O’nun yazdığından başka bir fayda veremezler.”