Salı, 29 Ocak 2019 09:55

Zorlukla beraber kolaylık vardır

"Zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır." (İnşirah, 6)

Ey insan! Açlıktan sonra tokluk,susuzluktan sonra suya kanma, uykusuzluktan sonra uyku,hastalıktan sonra şifa vardır. Kaybolan bir gün geri gelir,yolunu şaşıran yolunu bulur,sıkışan rahatlar ve karanlıklar dağılır.

"Umulur ki Allah bir fetih yahut katından bir emir getirecek de onlar, içlerinde gizledikleri şeyden dolayı pişman olacaklardır." (Maide,52)

Geceye, dağların tepelerinden ve vadilerin yataklarından onu kovalayarak sessizce gelen sabahın aydınlığını müjdele. Kederli bir insana, ışık hızıyla ve göz açıp kapayıncaya kadar aniden kendisine ulaşacak rahatlamayı müjdele. Felaketzedeye gizli bir lütfu müşfik bir eli müjdele.

Uzadıkça uzayan bir çölü gördüğün zaman bil ki onun ardında yemyeşil bahçeler ve kocaman gölgeler vardır.

İpin iyice gerildiğini gördüğün zaman bil ki yakında kopacaktır.

Gözyaşıyla beraber bir tebessüm, korkuyla beraber güvenlik, endişeyle beraber huzur vardır. Ateş Hazreti İbrahimi yakmadı. Çünkü Rabbani himaye, emrederek bir pencere açtı;

"Ey ateş! İbrahim'e serinlik ve esenlik ol!" (Enbiya,69)

Hz Musa, samimi ve yürekten gelen bir sesle"Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir." (Şuara,62) dediği için Allah, onu denizde boğulmaktan kurtarmıştır.

Peygarmberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) de mağara arkadaşına,"bir ve tek olan yüce Allah bizimle beraberdir" diye müjde verince kendilerine Allah'tan bir güvenlik, fetih, huzur ve sekinet gelmiştir.

Yaşadıkları anın kölesi ve kötü şartların esiri olarak yaşayanlar; sıkıntı,darlık ve perişanlıktan başka bir şey göremezler. Çünkü onlar, evin sadece duvarına ve kapısına bakarlar. Bakışlarını perdenin gerisine, düşüncelerini duvarların ötesine doğru uzatsınlar.

O halde hiç üzülmeyin. Bir halin olduğu gibi devamı imkansızdır. En güzel ibadetlerden biri de kurtuluşu beklemektir. Günler deveran eder, zaman tersine döner. Geceler, gündüze gebedir. Gayb örtülüdür, ne olacağı bilinmez. Sonsuz hikmet sahibi olan yüce Rabbimiz her an bir iştedir. Belki bunun ardından başka bir durum yaratacaktır. Şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Evet, evet zorluklar beraber mutlaka bir kolaylık vardır.

 

Salı, 29 Ocak 2019 09:55

Bugün ALLAH İçin Ne yaptın!

(İnsanları) Allah'a çağıran,iyi ve faydalı iş yapan ve "Ben müslümanlardanım" diyen kimseden daha güzel sözlü kim vardır?Fussilet suresi 33.ayet

Sıklıkla duyduğumuz kelimelerden biridir."Bugün Allah için ne yaptın!" Hayatımızı yaşantımızı irdelediğimiz zaman görüyoruz ki... Bu soruya Allah'ı memnun edecek bir cevabımızın olmayışıdır. Bizlerin ve bir çok insanın yaşantısını çepe çevre kuşatan dünyevi arzular ve hırslar tüm benliğimizi çepe çevre kuşatmıştır.. 

“Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden ibarettir.”(Enam, 6/32)

“Biz göğü, yeri ve aralarında olan varlıkları oyuncak olsun diye yaratmadık.”(Enbiya, 21/16)

 Peki biz ne kadar bu ayetlerin idrakiyle hayat yaşıyoruz. Sadece hayatımız eğlenmek, keyif almak,çok para kazanmak mıdır ? Dünya'ya geliş amacımızı sorgulayamaz hale geldik. Bir gaflet sağınağı içerisinde hiç ölmeyecekmişiz gibi daha iyi bir kariyer , sosyal statü daha çok para ve merkezinde “ben” olan birçok şey için gayret etmek ne kadar doğru ve sağlıklı? 

Bu tür şeyler malesef ruhumuzu beslememektedir. Aksine İnsan bencillikle yoğruldukça kısır bir döngünün içerisine girer ve kendisindeki boşluğu doldurmak için daha çok hırslarına kapılır kapıldıkça da o boşlukta o nispetle artar. Bu arttıkça susar susadıkça da tıpkı deniz suyu içmek misali bir durumun içinde bulur kendisini.

Ruhumuz bunlarla malesef beslenez. Bizlerin tek ihtiyacı yaratıcımızın rızası ve bunin için de gayret göstermek, çalışmak onu çokça anmak ve şükretmek ve yüceliğini tüm insanlara duyurmaktır. O yüzden her gün hayırlı işler yapmak, onu daha iyi anlamak için çok okumak, yaratılışımı düşünerek tefekkür etmek, öğrenmek araştırmak, toplumsal dayanışmamızı artırıcı faliyetler göstermek, onun rızası için darda kalmışlara yardım etmek, hastalara bakmak, onun rızası için insanlara güler yüz göstermek, tatlı dilli olmak, öfkelenmemek, iyilik yapmak. Yaptıklarımızda da "ben" kavramını çıkararak sadece Allah rızasını düşünmemiz gerekir..

Pazartesi, 28 Ocak 2019 17:43

Boş Durma, Bir İşle Meşgul Ol!

img 02Hiçbir iş yapmayıp boş duran kimseler dedikodu yaparlar ve ona buna laf taşırlar. Çünkü zihinler dağınıktır.

"Geride kalan kadınlarla beraber olmaya razı oldular." (Tevbe, 87)

İnsan zihni için en tehlikeli durum, kişinin hiçbir iş yapmayıp boş kalmasıdır. Böyle biri, sağa sola yalpa yaparak hızla yokuş aşağı inen şoförsüz bir araba gibidir.

Hayatında kendini boşlukta hissettiğin zaman kendini üzüntü, keder ve kaygıya hazırla. Çünkü bu boşluk, seni hayat merdiveninin geçmiş, gelecek ve bugünkü dosyalarına doğru çeker, bu da seni şaşırmış bir hale getirir. Kahredici gevşekliğe karşılık verimli bir meşguliyet bul. Çünkü boş kalmak, gizli bir cinayettir ve sakinleştirici haplarla intihar etmek demektir.

Boş kalmak; Çin zindanlarında, tutukluyu her dakika damlayan bir şişenin altına koymak suretiyle yavaş yavaş uygulanan bir işkenceye benzer ki damlaların beklendiği aralıklarda tutuklu cinnet geçirmektedir.

Rahatlık bir gaflet, boşluk ise maharetli bir hırsızdır. Bu kuruntu savaşlarının kurbanı ise paramparça olan aklındır.

O halde hemen kalk, namaz kıl, Kur'an oku, tesbih çek, bir şeyler yaz/oku. İşyerini tertiple, evini düzene sok veya başka birine yararlı ol, Ta ki boşluktan kurtulasın. 

Meşguliyet bıçağıyla boşluğu kes ve işini bitir. Doktorlar, sadece bu icraata karşılık bile mutluluğun yüzde ellisini garanti ediyorlar. Çiftçilere, fırıncılara ve inşaat işçilerine bir bak; sen boşluk yılanı tarafından ısırıldığın için yatağında gözyaşlarını silerek ızdırap çekerken onlar huzur ve mutluluk içinde bülbüller gibi şakıyorlar.

Pazartesi, 28 Ocak 2019 02:34

Sakın Üzülme! Geçen geçmiştir.

img 01Geçmişe takılmak,zihnimizden onu bir türlü atamamak ve halen geçmişte yaşadıklarımıza üzülmek aptallık, delilik, iradeyi öldürmek ve şimdiki yaşadığımız hayatı boşa harcamaktır.

Akıllı insanlar, geçmişin dosyasını bir daha açmazlar ve onu ebediyyen unutulmuşluk zindanına kapatırlar. İhmal hapishanesinden bir daha çıkamayacak şekilde onu sağlam iplerle bağlarlar. Bir daha ışığı görmeyecek şekilde üzerine kapıyı kapatırlar. Çünkü o, geçmiş ve bitmiştir. Ne hüzün onu geri getirebilir, ne gam ve tasa onu düzeltebilir, ne de keder onu hayata döndürebilir. Artık mazi olmuştur. O halde geçmişin kabusunda ve olmayan bir şeyin gölgesinde yaşama. Kendini, geçmişin hayalinden kurtar.Nehri tersine akıtmak; güneşi doğduğu yere, çocuğu anasının karnına, sütü memeye, gözyaşını göze geri mi göndermek istiyorsun? Senin geçmişinle yaşaman, onun için üzülmen, onun ateşiyle yanman ve onun eşiğien atılman korkunç ve tarjik bir durumdur.

Mazi defterini okumak;bugünü kaybetmek, gayretleri çarçur etmek, içinde bulunduğun anı heba etmek demektir. Allah Teala, geçmiş ümmetlerden ve onların yaptıkları şeylerden söz ettikten sonra şöyle buyurmuştur:

"Onlar bir ümmetti, geldi geçti." (Bakara, 134)

Yani iş olup bitmiştir. Zamanın cesedini otopsi masasına yatırmanın ve tarih arabasının tekerini tekrar döndürmeye çalışmanın hiçbir yararı yoktur.

Geçmişe dönen kişi, aslında öğütülmüş unu tekrar öğüten, biçilmiş keresteyi tekrar biçen gibidir. Geçmişe ağlayan kimseye eskiden beri şöyle derler: "Ölüleri mezarından çıkarma."

En büyük musibetlerimizden biri, içinde bulundğumuz anın sorunlarıyla baş edemeyip geçmişimizle meşgul olmak, güzel köşklerimizi ihmal edip eski bir enkazın yasını tutmaktır. Halbuki insanlar ve cinler, maziyi geri getirmek üzere birleşse bile, yine de geri getiremezler, Çünkü imkansızdır.

İnsanlar, dönüp arkalarına makamazlar! Çünkü rüzgar ileri doğru eser. Su öne doğru yuvarlanır. Kafile öne doğru yürür. O halde sen de hayatın kanununa muhalefet etme