Salı, 29 Ocak 2019 09:53

İslami Sohbet Odası Sayfamız

İslami kurallar çerçevesinde sohbet edebileceğiniz, bilmediğiniz konular hakkında rahatlıkla soru sorabileceğiniz ve öğrenmeyi hızlandırıcı farklı aktivitelerin olduğu ilim paylaşım platformudur.

Pazartesi, 28 Ocak 2019 17:58

Rızık Peşinde Koş, Ama Hırslı Olma

her canl rzkyla gelir"Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkı, yalnızca Allah'ın üzerinedir" (En'am, 38) Unutmayın! Toprağın içindeki kurtçukların rızkı bile alemlerin Rabbi tarafından verilir.

"Yedirdiği halde yedirilmeyen Allah'tan başkasını mı dost edineceğim!" (En'am, 14)

Sen kurttan, kuştan ve balıktan daha zekisin. O halde rızık endişesi taşıma.

Öyle insanlar var ki, fakirlik, keder ve sıkıntıya düşmelerinin sebebi ile onlarda bıraktığı etki Allah'tan uzaklaşma olmuştur. Kimisi zenginlik, bol rızık ve afiyet içinde yaşarken ve Mevlasının iyiliğine nail olmuşken bir de görürsün ki Allah'a itaatten uzaklaşmış, namazı hafife almaya başlamış ve büyük günahlara dalmıştır. Rabbi onun beden sağlığını elinden alır, rızkını daraltır, fakirlik, gam ve kederlere müptela kılar. Çile, keder, bela ve musibetler yağmur gibi üzerine gelmeye başlar:

"Kim de Beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak." (Ta-ha, 124)

"Bu da, bir millet kendilerinde bulunanı (güzel ahlak ve meziyetleri) değiştirinceye kadar Allah'ın onlara verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden dlayıdır." (Enfal, 53)

"Başınıza gelen herhangi bir musimet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah çoğunu affeder." (Cin, 16)

 

olumÖlüm herkesin başına gelecektir. Zalim, mazlum, güçlü, zayıf, zengin, fakir herkesin.. İnsanlardan ilk defa ölecek olan sen değilsin. Senden önce nice insanlar öldü, senden sonra da niceleri ölecektir..

İnsan sabah akşam karşılaştığı bu fanilik karşısında gaflet içinde olması, kendisinin nimetlerle birlikte ebedi yaşayacağını zannetmesi, kaçınılmaz sonucu görmezlikten gelmesi ve her canlıyı bekleyen gerçek sonu vurdumduymazlıkla karşılaması gerçekten akıllara ziyan bir husustur.

"Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Çünkü kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir!" (Hac, 1)

"İnsanların hesaba çekilcekleri (gün) yaklaştı. Hal böyleyken onlar, gaflet içinde yüz çevirdiler" (Enbiya , 1)

Allah Teala bir zamanlar nice ümmetleri helak ettiğini, nice halkları yok ettiğini ve nice zalim şehirleri ve halklarını yerle bir ettiğini haber vererek şöyle buyuruyor:

"Sen, onlardan herhangi birinden (bir varlık emaresi) hissediyor veya onlara ait cılız bir ses işitiyor musun?" (Meryem, 98)

Onlardan geriye haber ve söylentilerden başka hiçbir şey kalmamıştır.

 

Pazartesi, 28 Ocak 2019 17:57

Gün, Bugündür

ogun bugunSabah kalktığın zaman akşamı bekleme. Çünkü sadece bugünü yaşayacaksın. İyisiyle kötüsüyle dün geçip gitmiş, yarın ise henüz gelmemiştir. Senin ömrün bir gündür. Sadece güneşi seni gölgelendiren ve gündüzüne kavuştuğun gün, senin günündür.

Bugününü yaşamak için gayret et, sanki sen bugün doğdun ve bugün öleceksin!? O halde, geçmişin düşünce ve üzüntüleriyle geleceğin kaygısı ve korkutucu kabusları arasında hayatın tökezlemesin.

Sen, bütün ihtimamınla, bütün gayretinle ve bütün ciddiyetinle sadece bugüne yoğunlaş. Artık bugün, kılacağın namazı huşu içinde kılmalı; Kur'an'ı düşünerek okumalı, inceleyerek mütalaa etmeli, huzur içinde zikretmeli, işlerinde dengeli olmalı, ahlakını güzelleştirmeli, kısmetine razı olmalı, görünüşüne ve vucuduna ihtimam göstermeli ve başkalarına faydalı olmalısın.

 Yaşadığın günü saatlere böl. Dakikalarını yıllar, saniyelerini aylar gibi gör. Her an yeni bir iyilik fidanı dik, güzel davranış sergile, günahın için istiğfar et/af dile, Rabbini zikret ve yolculuğa hazırlan. Bugünü sevinç/neşe, güven ve huzur içinde yaşa. Sana verilen rızka, eşine, çocuklarına, evine, bilgine ve seviyene razı ol.

"Sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol." (A'raf, 144)

Böyle yaşarsan, bugünkü üzüntüsüz, sıkıntısız, öfkesiz, kinsiz ve hasetsiz olarak yaşamış olursun.

Beyninizin bir köşesine yalnız şu ibareyi yazmalısınız. Bunu büronuzun bir köşesine de asmalısınız: Gün, bugündür. Bugün sıcak ve leziz bir ekmeği yediysen, dünkü kuru ve kalitesiz ekmeğin ya da yarının n eolacağı bilinmeyen ekmeğinin sana ne yararı/zararı var.

Bugün tatlı ve soğuk bir su içmişsen, dünkü tuzlu ve acı sudan dolayı niçin üzülüyorsun veya yarının suyunun acı ve sıcak olabileceği için niçin tasalanıyorsun?

 Kendinize karşı dürüst olursanız çelik gibi iradenizle ve bütün benliğinizle şu düşünceye sarılırsınız: "Sadece bugünü yaşayacağım" İşte o zaman bugünün her anını, kendinizi inşa etmede, yeteneklerinizi geliştirmede ve işlerinizi düzeltmede kullanır ve şöyle dersiniz: Bugün, kullandığım kelimelere dikkat edip hilbir kötü ve çirkin söz söylemeyeceğim, sövmeyeceğim, gıybet etmeyeceğim. Bugün, evimi ve büromu düzelteceğim, artık evimde ve büromda tertip ve düzen olacak. Sdece bugünü yaşayacağım için beden temizliğime, güzel görünmeye, kılık kıyafetime özen göstermeye; yürüyüşümde, konuşmamda ve hareketlerimde dengeli olmaya dikkat edeceğim.

Ve sen ey gayb alemindeki gelecek! Asla seninle ilgili boş hülyalara kapılmayacağım. Kendimi asla kuruntulara kaptırmayacağım. Olmayan bir şeyin dğumu için acele etmeyeceğim. Çünkü yarın, hiçbir şey değildir. Çünkü yarın, henüz yaratılmamıştır. Çünkü yarın, anılmaya değer bir şey değildir.

Gün, bugündür ey insan! Hayatı en güzel şekliyle ve bütün güzellikleriyle birlikte yaşamak isteyenler için, bu söz, mutluluk lügatının en şahane sözüdür.

Pazartesi, 28 Ocak 2019 17:52

İstiğfar, Kilitleri Açar

istigfarHadis : Allah'ın kul için takdir ettiği her kazada onun için mutlaka bir hayr vardır.
Nice zararlı şey yararlı olabilir. Her kazada , hatta bazı şartlarda günahlarda bile hayır olabilir.

İbn Teymiyye şöyle diyor: Bir mesele bana kapalı geldiğinde, Allah'a bin defa veya daha fazla ya da daha az istiğfar ederim. Allah da o meseleyi benim anlayışıma açar.
Gönül huzuruna kavuşmanın yollarından biri de yüze Allah'a istiğfar etmektir.

"Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelselerde Allah'tan bağışlanmayı dileseler, Resül de onlar için istiğfar etseydi Allah'ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı." (Nisa, 64)

"Kıyamet gününü gördüklerinde (dünyada) sadece bir akşam vakti ya da kuşluk zamanı kadar kaldıklarını sanırlar." (Naziat, 46)

Pazartesi, 28 Ocak 2019 02:34

Sakın Üzülme! Geçen geçmiştir.

img 01Geçmişe takılmak,zihnimizden onu bir türlü atamamak ve halen geçmişte yaşadıklarımıza üzülmek aptallık, delilik, iradeyi öldürmek ve şimdiki yaşadığımız hayatı boşa harcamaktır.

Akıllı insanlar, geçmişin dosyasını bir daha açmazlar ve onu ebediyyen unutulmuşluk zindanına kapatırlar. İhmal hapishanesinden bir daha çıkamayacak şekilde onu sağlam iplerle bağlarlar. Bir daha ışığı görmeyecek şekilde üzerine kapıyı kapatırlar. Çünkü o, geçmiş ve bitmiştir. Ne hüzün onu geri getirebilir, ne gam ve tasa onu düzeltebilir, ne de keder onu hayata döndürebilir. Artık mazi olmuştur. O halde geçmişin kabusunda ve olmayan bir şeyin gölgesinde yaşama. Kendini, geçmişin hayalinden kurtar.Nehri tersine akıtmak; güneşi doğduğu yere, çocuğu anasının karnına, sütü memeye, gözyaşını göze geri mi göndermek istiyorsun? Senin geçmişinle yaşaman, onun için üzülmen, onun ateşiyle yanman ve onun eşiğien atılman korkunç ve tarjik bir durumdur.

Mazi defterini okumak;bugünü kaybetmek, gayretleri çarçur etmek, içinde bulunduğun anı heba etmek demektir. Allah Teala, geçmiş ümmetlerden ve onların yaptıkları şeylerden söz ettikten sonra şöyle buyurmuştur:

"Onlar bir ümmetti, geldi geçti." (Bakara, 134)

Yani iş olup bitmiştir. Zamanın cesedini otopsi masasına yatırmanın ve tarih arabasının tekerini tekrar döndürmeye çalışmanın hiçbir yararı yoktur.

Geçmişe dönen kişi, aslında öğütülmüş unu tekrar öğüten, biçilmiş keresteyi tekrar biçen gibidir. Geçmişe ağlayan kimseye eskiden beri şöyle derler: "Ölüleri mezarından çıkarma."

En büyük musibetlerimizden biri, içinde bulundğumuz anın sorunlarıyla baş edemeyip geçmişimizle meşgul olmak, güzel köşklerimizi ihmal edip eski bir enkazın yasını tutmaktır. Halbuki insanlar ve cinler, maziyi geri getirmek üzere birleşse bile, yine de geri getiremezler, Çünkü imkansızdır.

İnsanlar, dönüp arkalarına makamazlar! Çünkü rüzgar ileri doğru eser. Su öne doğru yuvarlanır. Kafile öne doğru yürür. O halde sen de hayatın kanununa muhalefet etme