Salı, 29 Ocak 2019 09:56

Namaz... Namaz...

"Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin." (Bakara,153)

Ansızın bir korkuyla karşılaştığında, hüzün seni sardığında, keder yakana yapıştığında hemen namaza kalk ki kendine gelesin ve gönlün rahatlasın. Muhakkak ki namaz, Allah'ın izniyle üzüntü ve keder kalelerini yıkmaya, gerginlik kıvılcımlarını söndürmeye kefildir. Peygamber sallalahu aleyhi ve sellem, ciddi bir durumla karşılaştığı zaman şöyle buyururdu.

"Ey Bilal! Bizi namazla rahatlat."

Namaz; onun gözünün nuru, huzuru ve mutluluğuydu. Müstesna kişilerin hayat hikayelerini de incelediğimizde onlar da başları derde girdiğinde ve problemlerle yüz yüze geldiklerinde örneğimiz peygamberimiz (s.a.v.) gibi namaza sığınmışlar. Böylece tekrar eski güçlerine, irade ve kararlılıklarına kavuşmuşlardır.

Korku ve endişe anında, korku namazı kılmak farz kılındı. Bu namaz, kellelerin uçuştuğu, kılıçların üzerinden kanların sel gibi aktığı zaman kılınır. Demek ki en büyük manevi takviye ve en rahatlatıcı şey, huşu içinde kılınan namazdır.

Özelllikle psikolojik sorunlarla boğuşan neslimizin, camilerle tanışması, öncelikle Rablerinin rızasını kazanmak ve kronik işkenceden kurtulmak için alınlarını secdeye sürmesi gerekir. Aksi takdirde göz yaşları göz kapaklarını kavuracak ve üzüntüden sinirleri bozulacaktır. Namazdan başka emniye ve huzur içinde kendilerin takviye edebilecekleri bir güç ellerinde yoktur.

Eğer düşünürsek, her gün ve her gece kıldığımız şu beş vakit namaz, bizim için en büyük nimetlerden biridir. Bunlar günahlarımız için kefarettir ve Rabbimiz katındaki derecemizin yükselmesine vesiledir. Sonra, bunlar acılarımızın ilacı, dertlerimizin devasıdır. Kalplerimize devamlı artan yakini, yani kuvvetli imanı yerleştirir;gönüllerimize rızayı, memnuniyeti ve hoşnutluğu doldururlar. Cami ve mescitlerden uzaklaşıp namazı terk edenler ise dert üstüne dert, sıkıntı üstüne sıkıntı, bedbahtlık üstüne bedbahtlıkla karşı karşıya gelirler.

"Onların hakkı yıkımdır. Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır" (Muhammed, 8)

Pazartesi, 28 Ocak 2019 17:43

Boş Durma, Bir İşle Meşgul Ol!

img 02Hiçbir iş yapmayıp boş duran kimseler dedikodu yaparlar ve ona buna laf taşırlar. Çünkü zihinler dağınıktır.

"Geride kalan kadınlarla beraber olmaya razı oldular." (Tevbe, 87)

İnsan zihni için en tehlikeli durum, kişinin hiçbir iş yapmayıp boş kalmasıdır. Böyle biri, sağa sola yalpa yaparak hızla yokuş aşağı inen şoförsüz bir araba gibidir.

Hayatında kendini boşlukta hissettiğin zaman kendini üzüntü, keder ve kaygıya hazırla. Çünkü bu boşluk, seni hayat merdiveninin geçmiş, gelecek ve bugünkü dosyalarına doğru çeker, bu da seni şaşırmış bir hale getirir. Kahredici gevşekliğe karşılık verimli bir meşguliyet bul. Çünkü boş kalmak, gizli bir cinayettir ve sakinleştirici haplarla intihar etmek demektir.

Boş kalmak; Çin zindanlarında, tutukluyu her dakika damlayan bir şişenin altına koymak suretiyle yavaş yavaş uygulanan bir işkenceye benzer ki damlaların beklendiği aralıklarda tutuklu cinnet geçirmektedir.

Rahatlık bir gaflet, boşluk ise maharetli bir hırsızdır. Bu kuruntu savaşlarının kurbanı ise paramparça olan aklındır.

O halde hemen kalk, namaz kıl, Kur'an oku, tesbih çek, bir şeyler yaz/oku. İşyerini tertiple, evini düzene sok veya başka birine yararlı ol, Ta ki boşluktan kurtulasın. 

Meşguliyet bıçağıyla boşluğu kes ve işini bitir. Doktorlar, sadece bu icraata karşılık bile mutluluğun yüzde ellisini garanti ediyorlar. Çiftçilere, fırıncılara ve inşaat işçilerine bir bak; sen boşluk yılanı tarafından ısırıldığın için yatağında gözyaşlarını silerek ızdırap çekerken onlar huzur ve mutluluk içinde bülbüller gibi şakıyorlar.