Pazartesi, 28 Ocak 2019 17:59

Geleceği, Gelinceye Kadar Bırakıver

oluruna brak"Allah'ın emri gelmiştir. Artık onu istemekte acele etmeynin" (Mahl, 1)Olaylarla yarışa girmeyin. Bebeğin zamansız doğmasnı ister misin? Meyveyi olgunlaşmadan koparır mısın? Yarın denen şey, gerçekte olmayan bir şeydir. Onun henüz bir varlığı yoktur, tadı yoktur, rengi yoktur. Niçin kendimizi onunla meşgul ediyoruz? Niçin onun muhtemel musibetlerinden kaygı duyuyor, olaylarına önem veriyor ve felaket beklentisi içinde yaşıyoruz? Onunla aramıza bir engel mi girecek ya da onunla karşılaşacağız da sevinecek ve öldül mü alacağız? Bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey, onun heniz yeryüzüne gelmediği, gayb aleminde olduğudur. Bize düşen, ona ulaşıncaya kadar, köprüden düşmemektir. Kim bilir belki köprüye ulaşamadan duracağız. Belki biz ulaşmadan köprü yıkılacak Belki de köprüye ulaşacak ve sağ salim üzerinden geçip gideceğiz.

Zihnimizde gelecek düşüncesine fazla yer vermek, gayb kitabını açarak can sıkıcı düşüncelerle kafayı meşgul etmek dinimizce de hoş karşılanmamıştır. Çünkü bu, tül-i emeldir. Tül-i emel; (uzun emeller peşinde koşmak) akılca da kınanmıştır. Çünkü bu gölge boksu yapmak demektir. Bu dünyada pek çok kimse; gelecekte açlık, açıklık, hastalık, yoksulluk çekeceği veya felakete uğrayacağı düşüncesi içinde yaşarlar. Bütün bunlar ise şeytan mektebinin müfredatındandır. 

"Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size cimriliği telkin eder. Allah ise size katından bir mağfiret ve bir lütuf vadeder." (Bakara, 268)

Güneşi doğmamış ve ışık yüzü görmemiş bir günü satın almak için kaygıları ödünç alan kimselere şaşılır. Aman ha, tül-i emelden sakınınız.

 

Pazartesi, 28 Ocak 2019 17:54

İsteyeceksen Allah'tan İste

dua gizliceAllah’ın lütfu pek yakındır. O,her şeyi işitir ve dualara icabet eder. O’na ısrarla dua etmeye acil ihtiyacımız vardır. Bıkmadan usanmadan dua etmeliyiz ve “dua ettim , dua ettim , icabet edilmedi.” dememeliyiz. Aksine devamlı dua ederek yalvarıp yakararak: “Ey celal ve ikram sahibi!” diyerek ısrarla istemeliyiz.

 “Rabbimize yalvara yakara ve gizlice dua edin.” (A’râf,55)

Gecenin üçte biri hayatımızın en değerli vakitlerindendir. Geceler duaların kabul edildiği veya kabul edilmeye en yakın olan vakitlerdir. Yüce rabbimiz , bu nefis vakitler hakkında kudsî hadiste şöyle buyuruyor:

“Yok mu isteyen vereyim? Yok mu bağış dileyen ,bağışlayayım. Yok mu dua eden , icabet edeyim?”

Yaşamımız boyunca öyle şeyler yaşarız ki öyle şeyler duyarız ki hayatımızda iz bırakan unutamadığımız öyle olaylar olur ki bunların hepsinde kendimize en yakın Allah’ı buluruz, O’nun huzurunda rahata erer,O’nun yardımını görür ve O’nun lütfuna ereriz.

 Allah’ın lütfu gerçekten çok büyüktür.

         “Başımıza gelen nice musibette Allah’tan yardım isteriz.

          Kurtulunca belalardan hepsini unutur gideriz.

          Ona dua ederiz denizde gemimiz kurtulsun diye,

           Kıyıya dönünce tekrar isyan ederiz.

           Güven ve sükûnetle bineriz uçağa,

           Allah koruduğu için yere düşmeyiz.”

Bu, yüce Yaratıcının lütfu ve yardımından başka bir şey değildir. Allah Resûlünün hadisinde: “İstediğin zaman Allah’tan iste. Bil ki bütün ümmet sana faydalı olmak için birleşse,O’nun yazdığından başka bir fayda veremezler.”